Piyasalar

23 Ağustos 2017, Çarşamba tsi
°C

En Sıcak Konular

Bumin Doğrusöz
www.bumindogrusoz.com

Bumin Doğrusöz
8 Ağustos 2017

Arsa değerlerine karşı açılan davalarda usul sorunları



Arsa değerlerine karşı açılan davalarda usul sorunları

Dünya 

Takdir komisyonlarınca önümüzdeki yıldan itibaren uygulanmak üzere belirlenen ve esas itibariyle emlâk vergisi matrahını, dolaylı olarak da gelir vergisi ve harçlar gibi pek çok mali yükümlülüğü etkileyecek olan arsa / arazi değerlerine karşı başvurulacak hukuki yol konusunda daha önce üç yazı yazmıştım.

Son yazımda bu konuda tanışlardan ve okurlardan gelen sorulara göre tereddüt konusu olan konuları ele almıştım. Bu yazımda ise özellikle yargı çevrelerinden gelen sorun ve değerlendirmeleri ele almak istiyorum.

Bu konuda karşılaşılan ilk sorun bu davayı kimi açabileceği noktasında oluşmuştur. Bu iptal davasını hiç şüphesiz emlâk vergisinin mükellefi olanlar ile menfaati bulunan diğer kimseler açabilir. Ancak bazı davaların site veya apartman yönetimleri tarafından açıldığı görülmektedir.

Her ne kadar 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunun 27. maddesinde ana taşınmazın kat malikleri kurulunca yönetileceği, 34. maddesinde bu kurulun yönetici veya yönetim kurulu atayabileceği belirtilmişse de yönetici veya yönetim kurulunun görevlerinin belirlendiği 35. maddesinde yönetici veya yönetim kuruluna kat maliklerini temsilen davacı veya davalı olma yetkisi tanınmamıştır. Bu nedenle kat maliklerinin bireysel menfaatlerini ilgilendiren konularda kat malikleri adına dava ehliyetleri yoktur. Ancak yönetici aynı zamanda kat maliki ise kendi adına dava açabilir. Pek tabii ki verilecek bir iptal kararı, önceki yazılarımda da belirttiğim gibi bütün malikler için geçerlilik taşıyacaktır.

Bu konuda ikinci sorun ise söz konusu davalarda karşımıza çıkan “yürütmeyi durdurma” talepleridir. Bu talebe şimdilik gerek yoktur. Mahkemeler öncelikle yürütmeyi durdurma talebi konusunda karar yazmak zorunda kalacaklarından ve bir de tarafl ar bu karara itiraz etmek yoluna gittiklerinde, yürütmeyi durdurma taleplerinin davayı uzatmaktan başka bir işe yaramayacağı görülmektedir. Çünkü mahkemeler bu talebi reddetmek zorundadırlar. İdari Yargılama Usulü Kanununa göre yürütmeyi durdurma kararı ancak gecikmesinde sakınca olması ve kararın uygulanması halinde ileride telafisi güç bir zararın ortaya oluşma olasılığının varlığı halinde verilebilir. Söz konusu takdir komisyonu kararlarının 1.1.2018’den önce uygulanma olanağı yoktur. Dolayısıyla şu anda kişiler için dava tarihi itibariyle, “kararın uygulanması halinde ileride telafisi güç bir zararın ortaya” çıkma olasılığı söz konusu değildir. Burada yürütmeyi durdurma kararı ancak, Aralık sonuna kadar mahkeme kararın oluşmaması veya oluşma olanağının bulunmadığının ortaya çıkması halinde Aralık ayında bir ek dilekçe ile talep edilebilir.

Bir başka sorun ise birden fazla bölgede taşınmaz sahibi olanların, bütün taşınmazları için toplu dava açmalarıdır. Bu noktada mahkemeler doğal olarak, 30 gün içinde yeniden usulüne uygun olarak dava açılabilmesi için “dilekçe ret kararı” vereceklerdir. Çünkü her bir takdir komisyonu kararı ayrı bir işlemdir ve ayrı bir dava konusu yapılması gerekir. Farklı belediyeler için ortak dava açılması ise hiç mümkün değildir. Zira hasım farklılığı vardır. Burada belki aynı belediye sınırı içerisindeki birden fazla takdir komisyonu kararı için ortak dava açılabileceği düşünülebilir. Benim önerim her bir takdir komisyonu kararının ayrı bir davaya konu edilmesidir.

Aynı sokak veya mahal için farklı kişilerce dava açılması halinde, bu davaların bağlantılı dava olarak görülmesi gerekmektedir. Bu davalar farklı mahkemelerde ise bağlantı kararını bölge idare mahkemesi verecektir. Bazı mahkemeler, bu davaların biri için bilirkişi incelemesi yapıp sonucuna göre verilen kararı, örneğin kısmen iptal kararını dikkate alıp, zaten söz konusu sokak veya mahal için karar verildiğinden yeniden karar verilmesine olanak olmadığı yönünde karar verebilirler. Ancak bu tür kararlar yanlış olacaktır. Çünkü sonraki kararlar için yargılama giderleri ve vekâlet ücreti sorunu ortaya çıkacaktır. Bu da ihtilafı gereksiz yere uzatacaktır.

Tereddüt doğuran bir diğer konuda vergi mahkemesi kararlarına karşı kanun yoludur. Her ne kadar Vergi Usul Kanununun mükerrer 49. maddesinde kararlara karşı Danıştay’a 15 gün içerisinde başvurulabileceği yazılıysa da burada kararlara karşı izlenecek yol, İdari Yargılama Usulü Kanununun 7035 sayılı Kanunla değişik 45. maddesine göre istinaf yoludur.

Görüldüğü gibi sorunlar hep usul hukukuna ilişkin olarak yaşanmaktadır. Daha önce de belirttiğim gibi usul, esas kadar ve hatta bazen daha önemlidir.








Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 8 Ağustos 2017 Arsa değerlerine karşı açılan davalarda usul sorunları
    • 3 Ağustos 2017 Haksız vergi ve mülkiyet hakkı
    • 6 Temmuz 2017 Cezaların kişiselliği ve mirasçıların sorumluluğu
    • 29 Haziran 2017 Ticareti terk suçu
    • 20 Haziran 2017 Rekabet etmeme karşılığı yapılan ödemeler
    • 6 Haziran 2017 Elektronik tebligat genişledi
    • 25 Mayıs 2017 Vergi incelemelerinde yeni düzen
    • 11 Mayıs 2017 Takdir Komisyonu'nun takdir süresi
    • 4 Mayıs 2017 Mayıs ayının ek yükümlülükleri
    • 20 Nisan 2017 Transfer Fiyatlandırması Raporu
    • 18 Nisan 2017 Transfer fiyatlandırması formu
    • 11 Nisan 2017 Kısmi bölünmeye vergi geliyor
    • 4 Nisan 2017 İhracatçının eşine yeşil pasaport sorunu
    • 28 Mart 2017 Kentsel dönüşümde kira yardımı
    • 23 Mart 2017 Konut kira gelirlerinde vergi istisnası
    • 21 Mart 2017 İstihdama katkısı olan işverene stopaj teşviki
    • 16 Mart 2017 Birden fazla işverenden elde edilen ücretler
    • 14 Mart 2017 İstihdama katkısı olan işverene destek teşviki
    • 9 Mart 2017 Tasfiyede bekleme süresi
    • 7 Mart 2017 Kira gelirlerinin götürü gider yöntemiyle saptanması

    BİZE ULAŞIN: info@resulkurt.com
    TWİTTER/resulkurt34




    En Çok Okunan Haberler

    1. Vergi Dünyasının Acı Kaybı

    Haber Sistemi Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    ana sayfanız </ title> arasında başlığı <- XBTrUzHmSZ5AHbWiWoCq7Mqa83M -> Sen üzere doğrulama kimlik koyabilirsiniz comment <meta name = "alexaVerifyID" content = " XBTrUzHmSZ5AHbWiWoCq7Mqa83M "/> Yoksa, kendi meta tag <meta name = "keywords" content = "keyword1, KEYWORD2, XBTrUzHmSZ5AHbWiWoCq7Mqa83M "/> Ya da, anahtar kelime olarak </ head> <body> İçeriğiniz burada. Doğrulama kimliği olacak DEĞİL buradan koyarsanız saptanabilir. </ body> </ html> </div> </body> </html> <span style="color:#e3e3e3;">15610 µs </span>