En Sıcak Konular

Bumin Doğrusöz
Ekonomim.com

Bumin Doğrusöz
0 0 0000

Tatil ve tatil sayılan günler



Tatil ve tatil sayılan günler
22.09.2008 | Bumin Doğrusöz

 Bu yıl, herkes için şeker gibi geçmesini dilediğimiz Şeker Bayramı, tam hafta ortasına gelerek birçok hukuki sorunu da beraberinde getirdi. Bilindiği gibi, haftaya bugün yani, 29 Eylül Pazartesi arife günü. Sonraki üç gün tatil. 3 Ekim Cuma günü ise yine iş günü.
İlk bakışta pazartesi yarım gün, cuma tam gün iş günü gibi görünmektedir. İşini ayarlayabilen, gerekli izni alıp tatile gidenler için sorun yoktur. (İstanbul'da ilk ve orta dereceli okullar 6 Ekim Pazartesi günü de İstanbul'un kurtuluşunun yıldönümü olduğundan kapalı. Bu nedenle İstanbullu öğrenci kardeşlerimize tatil 10 gün).
Ancak günlü işlerin, örneğin yargısal işlerin, dava açma, cevap verme, itiraz, temyiz gibi sürelerin son gününün veya vergi borcunun ödeme vadesinin pazartesiye veya cumaya rastlaması durumunda, senetlerin protesto veya çeklerin ibraz sürelerinde ve pek çok konuda sürelerin hukuksal durumuna dikkate edilmesi gerekmektedir.
29 Eylül ve 3 Ekim günlerinin bakanlar kurulu kararı ile tatil ilan edildiğine ilişkin açıklama basında yer aldı. Bu konudaki kararname de önümüzdeki günlerde yayımlanır.
Öte yandan, arife veya bayram günleri ile hafta tatilinin yakın olması halinde, aradaki iş gününün Bakanlar kurulunca, tatil olarak ilan edilmesi, artık bir gelenek haline gelmiştir. Nitekim bu günler de bu niteliktedir. Söz konusu günlerin "tatil" olarak nitelenmesi, kamuoyuna açıklamayı yapan hükümet sözcüsü ve haberi duyuran medya tarafından yapılmaktadır. Acaba bu nitelendirme bize göre yanıltıcıdır.
Bir çalışma gününün tatil ilan edilmesi, bakanlar kurulu kararı ile değil, ancak kanunla olabilir. Hangi günlerin tatil günü olarak kabul edildiği, gerek 394 sayılı Hafta Tatili Kanunu'nda gerek 2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun'da sayma yolu ile tahdidi olarak belirlenmiştir.
Zaten bakanlar kurulu kararlarına rağmen, söz konusu günlerde noterlerin, bankaların açık olması da bunu göstermektedir. Nitekim İMKB Başkanlığı da 29 Eylül'de yarım gün, 3 Ekim'de de tam gün seans yapılacağını açıklamıştır.
Dolayısıyla ortada hukuken tatil olan bir gün yoktur. Böyle günlerde yapılan uygulama, "hizmetlerin aksatılmaması ve kurum yöneticilerince gerekli tedbirlerin alınması", "zorunlu hizmetlerin yürütülmesi için asgari seviyede eleman bulundurulması suretiyle" kamuda çalışan memur, işçi ve diğer personelin idari izinli sayılması şeklinde yürütülmektedir. Hukuken yapılması mümkün bu uygulamayı, "tatil günü ilanı" olarak adlandırmak mümkün değildir. Nitekim hukuk dilinde bu tip uygulamalar, "idari izin" günü olarak adlandırılmaktadır.
Vergi Usul Kanunu'na tabi sürelerin hesaplanmasında, resmi tatil günlerinin süreye dahil olması, ancak sürenin son günü tatil gününe rastlarsa, sürenin tatili izleyen ilk iş günü tatil saatine kadar uzaması esası kabul edilmiştir (md. 18). Aynı esaslar, İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda (md. 8) açıkça, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'da ise (md.8) Vergi Usul Kanunu'na atıf yapılmak suretiyle benimsenmiştir.
İdari izin günlerinin birer tatil günü olmaması sebebiyle Vergi Usul Kanunu, İdari Yargılama Usulü Kanunu veya Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun uyarınca belirlenmiş ve son günü bu günlere rastlayan süreleri, izleyen ilk çalışma gününe kadar uzatması mümkün değildir.
Nitekim dava açma süreleri veya temyiz süreleri idari izin günlerine rastlayan, ancak o gün değil de izleyen ilk çalışma günü açılan davaları yargı organları genellikle süre noktasından reddetmektedir. (Örneğin Danıştay 3. Dairesi'nin 8.4.1992 gün ve E.1991/1566 K.1992/1335 sayılı kararı; Danıştay 7. Dairesi'nin 4.2.1997 gün ve E.1996/2050 K.1997/402 sayılı kararı). Ancak bu konunun yargı nezdinde kesin çözüme bağlandığını da söyleyemeyiz. Çünkü aksi yönde verilmiş kararlar da mevcuttur. (Örneğin Danıştay 11. Dairesi E.1998/1621 K. 1999/3597 sayı ve 13.10.1999 tarihli kararı; Danıştay 4. Dairesi'nin E.1993/754 K.1993/5242 sayı ve 15.11.1993 günlü kararı)
Görüldüğü gibi konu içtihat bazında tartışmalıdır. Bu nedenle bu konuda titiz davranmak, idari izin günü içinde de olsa, gerekli işlemleri yapmaya özen göstermek gerekmektedir.
Ancak burada, dava açma süreleri veya temyiz süreleri idari izin günlerine rastlayan, ancak o gün değil de izleyen ilk çalışma günü açılan davaları kabul eden kararları daha adil bulduğumu da belirtmek istiyorum.
Halk nezdinde veya dava yoluyla hakkını arayacak pek çok kişi nezdinde, tatil izin günü gibi hukuk kavramlarının anlam ve içeriği net değildir. Herkes, hukukçu değildir. Özellikle siyasilerin ve medyanın hukuk kavramlarını genellikle özensiz kullanması sonucu uzman kişilerin dahi rahatlıkla yanılabilecekleri, söz konusu günlerde resmi dairelerin kapalı olacağının düşünülebileceği bir ortam söz konusudur. Kişilerin açıkça bilgi sahibi kılınmadığı, kavramların belirsiz olduğu durumlarda yorumun kişiler lehine yapılması gerekir. Zira bizce bir hukuk devletinin, kişilerin haklarını her durumda kısıtlamaya çalışan değil, olabildiğince genişletmeye çalışan bir devlet olması gerekir.
Unutulmaması gerekir ki hukukun ve hukukçunun vazifesi, kanunları lafzi olarak ve harfiyen son derece katı biçimde uygulamak değil, adaleti gerçekleştirmektir. Hukuk, ancak adaletle gelişir.



Bu yazı 3,297 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 18 Nisan 2024 Emisyon primleri istisnası ve sorunları
    • 16 Nisan 2024 Kurumlar vergisinin oranının saptanması
    • 4 Nisan 2024 Avans kar payları ne zaman beyan edilir?
    • 28 Mart 2024 2023 yılında elde edilen kar payları ve beyan yükümlülüğü
    • 26 Mart 2024 Arabulucuya başvuru ve şüpheli alacak karşılığı
    • 21 Mart 2024 Vergi incelemelerinin pişmanlığa etkisi
    • 19 Mart 2024 Binek otomobillerin giderleri ve elektrikli araçlar
    • 14 Mart 2024 Yıllık beyanda eğitim ve sağlık harcamaları indirimi
    • 12 Mart 2024 Kiraların gerçek gider yöntemi ile beyanında idari yaklaşımlar
    • 7 Mart 2024 Kira gelirlerinin gerçek gider yöntemi ile beyanı
    • 5 Mart 2024 Kiraların vergilendirilmesi ve emsal kira bedeli esası
    • 29 Şubat 2024 Vergi suçları ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması
    • 27 Şubat 2024 Özelgeler ve yanıl(t)ma
    • 22 Şubat 2024 Nakdi sermaye artırımını teşvikte 2023 indirim oranı revizesi
    • 20 Şubat 2024 İşletmelerde gider özgürlüğü
    • 15 Şubat 2024 Konut kira gelirlerinde istisna
    • 13 Şubat 2024 Değerli Konutlar Vergisinde muafiyetler
    • 8 Şubat 2024 Değerli konutlar vergisinin 2024 uygulaması
    • 7 Şubat 2024 Afet hukukunun dağınıklığı
    • 1 Şubat 2024 Örtülü sermayenin hesabı




    BİZE ULAŞIN: info@resulkurt.com
    TWİTTER/resulkurt34

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    8,565 µs