En Sıcak Konular

Uğur Tandoğan
Ekonomim.com

Uğur Tandoğan
8 Temmuz 2025

Çarşıya kiraz geldi de hoppala bu ne fiyat



Neşeli bir Malatya türküsü vardır. Türkü, Mamoş Sucular’dan alınmıştır. Bir çok türkümüz gibi bu türkü de Nurettin Sarısözen tarafında derlenmiş ve notaya alınmıştır. Şöyle başlar türkü:

Armudu taşlıyalım

Altında kışlıyalım

Akşam oldu vakt oldu

Eğlenceye başlıyalım.

Hatırladınız mı? Türkünün bir de şöyle bir nakaratı vardır:

Hey yallah yallah yallah

Hoppala yârim yaz geldi

Çarşıya kiraz geldi

Aldım beş okka kiraz

O da yâre az geldi

Türküler, bir anlamda sesli tarih belgeleridir. Döneminin kültürünü, sosyolojisini ve bazen de ekonomisini yansıtır. Hem de en yalın ve anlaşılır biçimde.

Şimdi bu türkünün şu nakaratına bakalım. Yazın gelmesi ile kanı ateşlenen şair, sevgilisine “Hoppala” diyor; onu hareketlendiriyor. Yazın gelmesi ile bir yaz meyvesi olan kiraz da çarşıya gelmiş. Türkünün günümüzde önem kazanmış vurucu mısrası da şu: “Aldım beş okka kiraz”. Okka, biliyorsunuz eski bir ağırlık ölçüsü, 1282 gram. Sevgilisine beş okka, yani 5x1282=6.410 kg kiraz alıyor. Birazdan söz edeceğim, kiraz ne kadar sağlıklı bir besin. O zamanlar herhalde tarım ilaçları bu kadar hoyratça kullanılmıyordu;  kiraz gerçekten sağlıklı bir yiyecekti. Bugünün gençleri acaba sevgililerine böyle bir hediye almayı düşünebilirler mi? Hadi düşündü diyelim, bu kadar kilo kirazı alacak finansal gücü var mıdır. Çünkü şu anda yazın ortasında, yaz meyvesi kiraz pazarda bile 400 lira. İşte asıl zurnanın zırt dediği yer burası. Türkünün yansıttığı bir başka boyut da “Aldım beş okka kiraz/ O da yâre az geldi” deyişinde gizli. Hale bakım:  6,4 kg kiraz yâre az geliyor. Demek ki,  o dönemin sevgilileri çok iştahlı imiş.

Kirazın faziletleri

Latince ismi 'Prunus avium' olan kiraz ağacı, gülgiller (rosaceae) familyasının bir üyesi imiş. Dünyada yaklaşık 1.500 çeşidi varmış.

Meyveler faydalıdır. Ama bazı meyveler daha faydalıdır. Kiraz, bunun bir örneği.

Bakınız 100 gram kirazın besin değeri neymiş:

Kalori: 63 kcal

Karbonhidrat: 16 g

Şeker: 12,8 g

Lif: 2,1 g

Protein: 1,1 g

Yağ: 0,2 g

C Vitamini: 7 mg (Günlük ihtiyacın yaklaşık %12'si)

Potasyum: 222 mg (Günlük ihtiyacın yaklaşık %6'sı)

A Vitamini: 64 IU

K Vitamini: 2,1 mcg

Manganez: 0,1 mg

Bakır: 0,1 mg

Yağ: 0,2 g

Peki,  kiraz bu besin değeri ile insan sağlığında nelere iyi geliyormuş:

Bağırsakları besler

Beyin sağlığını destekler

Gut hastalığına iyi gelir

Hücre hasarına karşı vücut savunmasına yardım eder

Kan şekerini düzenler

Kalp sağlığına yararlıdır.

Kanser riskini azaltabilir

Kiraz kas ağrılarını dindirir

Kolajen üretimine destek olur

Kolesterolü düşürür

Uyku düzeninin iyileşmesine

Vücudun demiri emmesini sağlar

Vücuttaki iltihaplanmayı azaltabilir

Kirazın anavatanı

Bu kadar yararlı bir meyve olan kirazın anavatanı neresi dersiniz? “Kirazın anavatanı Kuzey Anadolu ve Güney Kafkasya Bölgesi” diyor otoriteler.  Giresun ilinin adının, yöreye özgü yetişen “Ceresia” denilen yabani kiraz ağacından geldiği rivayet edilmektedir. Kiraz Anadolu’da kültüre alındıktan sonra önce Avrupa’ya oradan da tüm dünyaya yayılmış.

Sonuç

Kiraz, besin değeri yüksek ve insan sağlığına çok faydalı bir meyve. Kirazın anavatanı, Türkiye. Tarım Bakanlığı’nın verilerine göre kiraz üretiminde dünyada birinciymişiz. Yaz gelmiş, çarşıya kiraz gelmiş. Her şey çok güzel. Peki sorun nerede? Kiraz güzel, ama insanlar alamıyor.  Birçok meyva gibi, o da pahalı.

Pazarda bu kadar pahalı da, üretici bundan kazanıyor mu? Örneğin, geçen hafta kirazın kilosu pazarda 400 lira idi. Ama öğrendiğime göre,  aynı kirazı toptancılara 35-40 liraya satmışlar. Üretici ile tüketici arasındaki fiyat uçurumuna bakınız. “Toptancı depolarını basalım, stokçuları teşhir edelim” tipi polisiye tedbirlerle ekonomiyi yönetemezsiniz. Sadece tüketicinin bir anlık gazını alırsınız.

Olaya bütünsel yaklaşmak, hem tüketici hem de üreticiyi koruyacak sistemsel çözümler üretmek gerekir. Bunda da öncülük yapacak olan, ülkenin Tarım Bakanlığıdır. Ama biliyoruz ki, bu yönetim tarıma ve hayvancılığa inşaat sektörü kadar sıcak bakmadı. Örneğin, “Kepek pahalı” diye yakınan çiftçilere “Seneye kepek ekin”, “Saman ithal ettiniz” diyenlere “Paramız var ki ithalat yapıyoruz” diyen tarım bakanlarımız oldu. Tarım politikalarından şikâyet edip “Anamızı ağlattınız” diyen çiftçiye “ Lütfen, saygıdeğer validenizi alıp buradan uzaklaşın” diyen başbakanlarımız oldu. Tarıma bu yaklaşımla çiftçi de ağlar, tüketici de;  daha çok ağlar.

Kiraz hikâyesinde başka bir ilginç boyut da pazarda kilosunu 400 liraya satan tüccar ya da başka aracı değil; üreticinin kendisi. Meyvenin toplandığı ağaç ile pazar arası taş çatlasa 50 kilometre. Üretici, kirazını bu pazara getirdiğinde İstanbul’daki pazar fiyatına satıyor. Toptancıya 35-40 liradan sattığı kirazı tüketiciye 400 liraya satıyor.

Tarım ülkesi olmakla övünürdük. Ama şimdi bu ülkenin halkı mevsim meyvesini bile doya doya yiyemiyor. Tanrılar sofrasının kurulduğu bir coğrafyada doğru dürüst beslenemeyen bir halk var.

Kiraz sadece bir örnekti. Ele alacağınız her tarım ürününde benzer sorunlarla karşılaşılacaktır.

Hoppala yarim yaz geldi, çarşıya kiraz geldi. Geldi de, yüksek fiyatı ile geldi. Bırakın 5 okkayı, tadımlık bile zor alınıyor. 

 



Bu yazı 1,458 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 21 Temmuz 2026 Siz hangi camları silmiyorsunuz?
    • 16 Temmuz 2026 Kul hakkı oburları
    • 7 Temmuz 2026 NATO zirvesinin düşündürdükleri
    • 30 Haziran 2026 Liyakate dayanmayan atamalar ile bir ülke küme düşer
    • 23 Haziran 2026 Kritik pencereyi kaçırıyoruz
    • 16 Haziran 2026 İstanbul sahnesindeki bir oyundan alıntılar
    • 9 Haziran 2026 Kurum gibi kurum olmak
    • 2 Haziran 2026 Yapay zek? işinizi elinizden alacak mı?
    • 26 Mayıs 2026 Ortaya karışık
    • 19 Mayıs 2026 Gülü seven, dikenini de sevmeyi öğrenmeli
    • 12 Mayıs 2026 Dijital beceriler ve eğitim
    • 5 Mayıs 2026 Herkes değişik şey görür
    • 28 Nisan 2026 'Şimdi veya hiçbir zaman'
    • 21 Nisan 2026 Akvaryumdan balık çorbasına
    • 14 Nisan 2026 Bir iletişim virtüözü: Sakıp Sabancı
    • 7 Nisan 2026 Gençler bir ülkenin geleceğidir
    • 31 Mart 2026 'Sigaranın dumanı, yoktur kokusunun imanı'
    • 24 Mart 2026 Z kuşağı ve sosyal beceriler
    • 17 Mart 2026 Çocuklarınızı seviyorsanız ekrandan koruyunuz
    • 10 Mart 2026 İşin ucunda insan ve memnun müşteri var




    BİZE ULAŞIN: info@resulkurt.com
    TWİTTER/resulkurt34

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    13,553 µs