En Sıcak Konular

Uğur Tandoğan
Ekonomim.com

Uğur Tandoğan
23 Eylül 2025

Gün eksilmesin pencerelerden



Geçen hafta yaşlılık konusunda yazmıştım. MITnin geliştirdiği, yaşlılığı çalışmak için yaratılan bir fiziksel benzeşim (Si̇mulasyon) modelinden, bir elbiseden söz etmiştim. Bir dostum “Yaşlılığın avantajları üzerine bir  makale yazsan ne iyi olur” dedi. İşte bu yazı, o isteğin bir sonucu.

Yaşlılık ne zaman başlar?

DÜNYA gazetesinde yazdığım zamanlarda idi. O dönem de yazılarımızı gazeteye uğramadan ulaştırırdık; ama e-mail ile değil de faks ile yollardık. Ancak özel günlerde gazetenin binasında bir araya gelirdik. Yine böyle bir gündü, yazarlar olarak davetliydik. Salonda bir grup çalışan ve yazar toplanmıştık. Gelen, gruba katılıyordu. Derken yazarlarımızdan Prof. Dr. Haluk Ülman kapıda göründü. Selam verip gruba yaklaştı. Ve aşağıdaki konuşma dizini, grubumuzdaki kişi sayısı kadar tekrarlandı: “Nasılsınız Hocam? İyiyim, yaşlanıyoruz işte. Yok, yok Hocam, iyi görünüyorsunuz”. Sonunda Haluk Hoca şöyle konuştu: “Bakın çocuklar size anlatayım. İnsan ömrünün değişik evreleri vardır. Bebeklik, çocukluk, ergenlik gençlik, orta yaşlılık, yaşlılık ve de sizin dediğiniz gibi “İyi görünüyorsunuz Hocam.”

Yaşlılık ne zaman başlar sorusunun cevabı zaman içinde değişimlere uğramış ve kültürlere göre de değişiklikler göstermiştir. Aslında yaşamın her evresi için böyle olmuştur. Örneğin, Karacaoğlan sevgili tanımında 20 yaşı eşik almış. Bir koşmasında şöyle demiş “Naçar Karacaoğlan naçar/Aşkın kitabın açar/ Yirmisinde vakti geçer/ Geçmez akçe, pula benzer.” Öte yandan Şair Dante, yaşlılığın 45 yaşında başladığını ifade etmiş.Diğer taraftan Birleşmiş Milletler ve çoğu bilim insanı yaşlılık için yaş eşiğini  60 olarak tanımlamış.

Yaşlılık konusu ile uğraşan uzmanlar (Gerontologlar) ise “60 yaş üstü” gibi geniş bir sınıfı kabul etmeyerek yaşlılar için yeni alt sınıflar tanımlamışlar. Örneğin, bir çalışmada (Forman, D. E.; Berman, A. D.; McCabe, C. H.; Baim, D. S.; Wei, J. Y. (1992). “PTCA in the elderly: The “young-old” versus the “old-old”“. Journal of the American Geriatrics Society. 40 (1): 19–22).tanımlanan sınıflar şöyle: (60-69) Genç-yaşlı (Young-old); (70-79) Orta-yaşlı(Middle-old); (80+) Çok yaşlı (Very old).

Yaşlılığın avantajları

Bir arkadaşım kısıtlı öğrenci bütçesi ile Amerika’da eski bir araba almıştı. Kendisine sormuştum “Arabanın durumu nasıl?”. Cevabı şöyle olmuştu:” Arabanın kornasından başka, her yerden ses geliyor”. İnsan vücudunda da yaşla birlikte  araba benzeri bir durum ortaya çıkıyor. Vücut her noktasından sinyaller veriyor. Belki bu yüzden kimse yaşlılığı kabul etmek istemiyor. Örneğin BBC’nin yaptığı bir araştırmada yaşlılık başlangıç yaşı ortalama olarak 59 yaş çıkmış.Ama bu yaşın üstündekiler yaşlılık başlangıç yaşı olarak daha  ileri yaşları vermişler. 

Yaşlanma, eski çağlardan beri adeta çüreme gibi nitelendirilmiş. Hatta eski Yunanlılar yaşlılığı bir hastalık gibi görmüşler. Nasıl nitelendirirseniz nitelendirin, sevseniz de sevmeseniz de  bundan kaçış yok; insanlar yaşlanıyor. Ve de gelişen tıp bilgisi ile bu sınıfa katılanların sayısı gün geçtikçe artıyor. Örneğin, yaşlanmada eşik 60 yaş dendiğinde dünyada 800 milyondan fazla insan bu eşiği geçmiş durumda.

Peki yaşlılığın insana kazandırdığı hiç mi bir şey yok? Son yapılan bilimsel araştırmalar  yaşlılığın bazı yararlarını da ortaya çıkarıyor. BBC’nin bir yayınında (https://www.bbc.com/future/article/20151028-the-benefits-of-getting-older)  yaşlılığın bazı yararları şöyle sıralanmış. Belirtilen yararlardan birisi, yaşlılıkta soğuk algınlığının azalması. Soğuk algınlığı ile ilgili bağışıklık sistemi yaş ile gelişiyormuş. Bu nedenle, örneğin  20 yaşındakiler yılda ortalama 2-3 kere soğuk algınlığına yakalanırken 50 yaş üstündekilerde bu sayı bir veya iki imiş. Yaşlılığın kazandırdığı bir başka yarar ise salgınlardan sağ çıkmak. Örneğin 1919 yılındaki grip salgınında dünyada 50 milyondan fazla kişi hayatını kaybetmiş. Kayıp en fazla 20-40 yaşları arasındakilerde görülmüş. 2009 yılndaki domuz salgını gribinde de en büyük kayıp 65 yaş altındakilerde yaşanmış. Yaşlılığın getirdiği bir başka yarar da alerji konusunda. Alerjik bünyelerde görülen olumsuz belirtilerin şiddeti yaş aldıkça azalıyormuş. Bu sıraladığım yararlar bilimsel araştırmaların verileri ile doğrulanmış gerçekler. Ama kişisel deneyimleriniz de bunları doğrulayabilir.

Bunlar yaşlılığın vücutta yarattığı fiziksel avantajlardı. Yapılan araştırmalar yaşlılığın bazı diğer avantajlarını da öne çıkarmış. Bunlardan birisi, psikolojik ve duygusal avantajlar. Yaşlı insanların gençlere göre duygusal dengeye ulaştıkları ve  gençlere göre daha az dram yaşadıkları saptanmış. Artık kendilerini kabul etmişlerdir ve özgüvenleri vardır. Anlık aksiliklere aldırmazlar, daha geniş bir perspektiifle dünyaya bakarlar. Uzun yaşamlarında bir çok kriz de yaşamış olduklarından küçük şeylerden zevk alabilirler, takdir duyguları daha gelişmiş olur.

Bir başka avantaj da sosyal ve ilişkiler cephesinde. Yaşlıların daha derin ve köklü ilişkileri olur. Yaşlılar,  ebeveyn olma baskısını geride bırakmış olarak geniş ailenin ve torunların keyfini sürerler. Sosyal baskılar geride kaldığından yaşlı, alabildiğine özgür kalır; istediğini yapabilir, istediğini giyebilir.

Yaşlılığın kazandırdığı pratik ve yaşam tarzı avantajları da olur. Örneğin, emeklinin müthiş bir zaman özgürlüğü vardır. Toplumlarda yaşlılara sunulan indirimlerden yararlanabilirler.

Emekli kişi, çalışma yaşamı boyunca kazandığı becerilerde ustalık seviyesine gelmiş kişidir. Kişi, bu yetkinliği “mentor” olarak kullanabilir, çevresine yararlı olur.

Yaş ile edinilen felsefi avantajlar da mevcuttur. Yaşlılık ile kişi bir tamamlanmışlık hissi kazanır. Ununu elemiş, eleğini aşmış kişidir yaşlı.Kişinin öncelikleri netleşmiştir, hırslardan arınmış, huzur limanına çekilmiştir.

Bir noktaya dikkatinizi çekmek isterim. Burada sıraladığım avantajlar, genelde batıda yapılmış araştırmaların bir özetidir; genel doğrulardır. Ülkelerin genel ekonomik durumları veya kişilerin özel durumları bu avantajları kişiye yaşatmayabilir.

Yaşlılılığın kazandırdığı bir avantaj da bilgeliktir.Kişi, görmüş geçirmiştir. Yaşadığı olaylar ona birinci elden belli bilgi ve deneyim kazandırmıştır. Kişi, bilgedir. Bu bilgelik cübbesi ile daha sağlıklı kararlar verebilir.

Ünlü Amerikalı sinema oyuncusu komedyen Bob Hope’a sormuşlar: “Yaşlanıyorsunuz. Bu konuda ne diyeceksiniz?”. Bob Hope cevaplamış: “ Yaşlanmanın alternatifini düşününce, aldırmıyorum”. Evet, sonuç olarak şunu söylemek gerekir:  Yaşlanmanın insana en önemli avantajı, hayattır, yaşamaktır.        

Sonuç

Yaşlanmak, doğal bir sürecin sonucudur. Doğduğunuz an yaş almaya başlıyorsunuz. Bundan korkmanın veya yaşınızı saklamanın bir faydası yok. Gördüğünüz gibi yaşlanmanın bizden aldıkları kadar olmasa da bize kazandırdıkları da var. Önemli olan, her yaşın hakkını vererek erdemli olarak yaşamaktır, yaşlılıktan şikayet etmemektir.

Bu yazıyı da Cahit Sıtkı’yı anarak bitirelim: “Ve gönül Tanrısına der ki:/Pervam yok verdiğin elemden/Her mihnet kabulüm, yeter ki/Gün eksilmesin penceremden.”



Bu yazı 559 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 14 Nisan 2026 Bir iletişim virtüözü: Sakıp Sabancı
    • 7 Nisan 2026 Gençler bir ülkenin geleceğidir
    • 31 Mart 2026 'Sigaranın dumanı, yoktur kokusunun imanı'
    • 24 Mart 2026 Z kuşağı ve sosyal beceriler
    • 17 Mart 2026 Çocuklarınızı seviyorsanız ekrandan koruyunuz
    • 10 Mart 2026 İşin ucunda insan ve memnun müşteri var
    • 3 Mart 2026 Dayanmak ya da dayanmamak, bütün mesele bu
    • 24 Şubat 2026 Orta kademe yöneticiliği kaybolurken
    • 17 Şubat 2026 Dizim dizim diziler
    • 10 Şubat 2026 Aptallık doğal, zek? yapay
    • 3 Şubat 2026 Cennette miyiz?
    • 27 Ocak 2026 Bir günde mi desek, bir haftada mı desek...
    • 13 Ocak 2026 Bir aptaldan çok şey öğrenebilirsiniz
    • 6 Ocak 2026 Eleman seçiminde mül?kat
    • 30 Aralık 2025 Kıtlık sorunlarımız
    • 23 Aralık 2025 Meşale çocukları ve elektrik sorunu
    • 16 Aralık 2025 Büyük oyundan bir perde
    • 9 Aralık 2025 Yetişir
    • 2 Aralık 2025 Yine şaşırmadığımız, sıradan bir olay
    • 25 Kasım 2025 Paranın gücü artarken




    BİZE ULAŞIN: info@resulkurt.com
    TWİTTER/resulkurt34

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    9,374 µs