En Sıcak Konular

Uğur Tandoğan
Ekonomim.com

Uğur Tandoğan
3 Şubat 2026

Cennette miyiz?



Adem ve Havva nereli?

Yer bir müze. Müzede bir tablo; Adem ile Havva Cennet bahçesinde. Tablo önünde üç kişi; bir Alman, bir Fransız ve bir Türk. Cennetteki mutluluğu konuşuyorlar. Derken konu Adem ve Havva’nın ırkına geliyor. Alman şöyle diyor:” Bedenlerin mükemmeliğine bakın. Ancak Alman ırkından iseler bu mümkün”. Bunun üzerine Fransız şöyle konuşuyor: “Mükemmelliğe itirazım yok. Ancak şu estetiğe bakın. Havva ne kadar güzel, Adem ne kadar yakışıklı. Bu da Fransız olduklarının açık delili”. Bu kez Türk koymuş gerekçesini ortaya. “ İkiniz de tanımlarınızda haklısınız. Ancak göz ardı edilemeyecek bir gerçek var ortada. Bunlar Türk. Niye mi? Üstte yok, başta yok. Tek yiyecekleri, elma. Ama kendilerini cennette sanıyorlar.”

Her şakada bir gerçeklik, her gerçekte de komik bir yan vardır. Şimdi bakalım bu cennet tablosundaki gerçeklere.

Mutlu muyuz?

Zaman zaman benim de sözünü ettiğim, ülkelerin mutluluğu üzerine bir araştırma vardır. Bu araştırmanın sonuçları her yıl, 2012 yılından beri yayınlanır. Bunun sonuncusu: “Dünya Mutluluk Raporu 2025” (World Happiness Report 2025). Rapor, “Gallup”, “The Oxford Wellbeing Research Centre”, “The UN Sustainable Development Solutions Network” ve “The WHR’s Editorial Board” işbirliği ile gerçekleştirilmiş ve Türkiye dahil 147 ülkeyi kapsıyor.

Bu araştırmada katılımcılardan mevcut yaşamlarını değerlendirmeleri isteniyor. Burada da “Cantril Ladder” denen bir skala kullanılıyor. 11 basamaklı bir merdiven düşünün. Bunun ilk basamağı “0”, yani bulunabileceğiniz en kötü durum. Öte yandan merdivenin 10. basamağı da bulunacağınız en ideal durum. Katılımcılara şu sorulmuş: “Buna göre şu andaki mevcut durumunuz hangi basamağa karşılık geliyor?” Alınan cevaplara toplumu temsil edecek biçimde ağırlık verilerek o ülke için bir ortalama rakam bulunuyor. Buna “Life evaluation” deniyor. Üç yılın ortalaması alınarak ülkeler sıraya diziliyor. Son rapor 2022-2024 yıllarının ortalamasını gösteriyor.

Bu araştırmaya göre en mutlu 10 ülke şöyle:

1-Finlandiya 2-Danimarka 3-İzlanda 4-İsveç 5-Hollanda 6-Kosta Rika 7-Norveç 8-Israil 9-Lüksemburg 10-Meksika

Bu araştırmaya göre en mutsuz 10 ülke de şöyle:

1-Afganistan 2-Siera Leone 3-Lübnan 4-Malawi 5-Zimbawe 6-Botswana 7-DR Kongo 8-Yemen 9-Comoros 10-Lesotho

Türkiye ise 94. sırada yer alıyor. Demek ki, ülkemiz insanı o kadar da mutlu değil.

Cennetten kovulan yeşil

Mehmet Akif Ersoy, İstiklal Marşımızda şöyle der: “Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda”. Yalnız Mehmet Akif Ersoy değil, sıradan bir yurttaş da “Cennet vatanımız” diye söz eder ülkemizden. Gerçekten de doğal güzellikler olarak öyleyiz. Ancak bu güzelliğe insafsızca ihanet ediliyor. Cennet, yeşilliklerle dolu bir yer olarak tanımlanır. Fakat yeşili sadece dolarda seven bir anlayışla yeşile kıyılıyor. Bakın bakalım bulunduğunuz şehire, ne kadar yeşil bulacaksınız. “Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda” diyen şair sağ olsaydı herhalde şehirlerimiz için “Beton fışkıracak toprağı sıkan beton” derdi. Örneğin, İstanbul’a son gidişimde Zincirlikuyu’nun son halini, göğe yükselen beton kuleleri görünce şok oldum. Zincirlikuyu Mezarlığı’ndaki mezar taşları ayağa kalkmış sandım. Aslında bu yüksek binalar, insani şehirlerin sonunu temsil eder; mezar taşları gibidir .Eskiden  hiç olmazsa şehirlerde askeri alanlar yeşil olurdu. Ama şimdi onlar da yerini beton yığınlarına terk ediyor gibi. Otoyoldan geçerken “Yeşil Bursa” ya bakıyorum, yeşiller griye dönüşmüş. “Ahı gitmiş, vahı kalmış” demeyeceğim; Ama “Yeşili gitmiş, TOKİ’si kalmış”.

Cennetin yasak meyvesi de yeryüzünde ülke insanına yasak. Meyve fiyatları öyle bir düzeye ulaşmış ki, emeklisi, dar gelirlisi parasızlık nedeniyle meyve yiyemiyor. Diğer taraftan bir kısım bilinçli tüketici de acaba üstlerinde ne kadar tarım ilacı kalmış diye şüphelendiği için meyve yiyemiyor.

Cenneten kaçan gençler

Cennet vatanımızda genç nüfus oranı Avrupa ülkelerinin hepsinden yüksek. Ancak ne yazık ki, gençler bu cennet vatanda kalmak istemiyor. Örneğin, 2024 TÜİK verilerine göre ülkemizden göç edenlerin en yüksek oranı %14,4 ile 25-29 ve %12,2 ile 20-24 yaş gruplarına ait. Bunun çok çeşitli nedenleri var.

Üniversiteli genç işsizliği, genel işsizliğin üstünde olan tek Avrupa ülkesi bizim ülke. Ekonomik istikrarsızlık iş sahalarını daraltıyor. Katma değeri düşük işlerde ücretler de düşük oluyor. Üstüne kayıt dışını da ekleyince ülke çalışan nüfusunun yarıya yakını asgari ücret veya ona yakın ücrette çalışıyor. Asgari ücret de insani yaşam standardı sağlamaktan uzak.

Bizim cennette özgürlükler de kısıtlı. Anayasanın kendisine verdiği hakkı ciddiye alıp sokağa çıkan, ya da sosyal medyada bir fikrini beyan eden gencin dünyası kararabiliyor. “Adalet mülkün temelidir” sadece duvarlarda bir slogan olarak kalmış. Mahkemeye düşerse ne olacağını bilemiyor. Ama devlet kapısında iş ararken yazılı sınavda en yüksek notu alsa da bir siyasi dayısı yoksa eleneceğini biliyor.

Orhan Veli “Dağ başındasın/Derdin günün hasretlik/Akşam olmuş, güneş batmış/İçmeyip de ne halt edeceksin” der. Şimdi bu koşullar altında genç kaçmayıp da ne halt edecek.

Sonuç

Cennet konusundaki kararı herkes kendi verecektir. Herkes kendi zevkine göre müziğini seçecektir. Örneğin emeklisi,  Neşet Ertaş’ı dinleyecek “Kendim ettim, kendim buldum” türküsüne eşlik edecektir. Ya da hep birlikte Ayten Alpman’dan söyleyeceğiz şarkımızı “Bir başkadır benim memleketim.”

Cennet de cehennem de olsa sonunda ülke bizim ülkemiz.



Bu yazı 421 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 21 Temmuz 2026 Siz hangi camları silmiyorsunuz?
    • 16 Temmuz 2026 Kul hakkı oburları
    • 7 Temmuz 2026 NATO zirvesinin düşündürdükleri
    • 30 Haziran 2026 Liyakate dayanmayan atamalar ile bir ülke küme düşer
    • 23 Haziran 2026 Kritik pencereyi kaçırıyoruz
    • 16 Haziran 2026 İstanbul sahnesindeki bir oyundan alıntılar
    • 9 Haziran 2026 Kurum gibi kurum olmak
    • 2 Haziran 2026 Yapay zek? işinizi elinizden alacak mı?
    • 26 Mayıs 2026 Ortaya karışık
    • 19 Mayıs 2026 Gülü seven, dikenini de sevmeyi öğrenmeli
    • 12 Mayıs 2026 Dijital beceriler ve eğitim
    • 5 Mayıs 2026 Herkes değişik şey görür
    • 28 Nisan 2026 'Şimdi veya hiçbir zaman'
    • 21 Nisan 2026 Akvaryumdan balık çorbasına
    • 14 Nisan 2026 Bir iletişim virtüözü: Sakıp Sabancı
    • 7 Nisan 2026 Gençler bir ülkenin geleceğidir
    • 31 Mart 2026 'Sigaranın dumanı, yoktur kokusunun imanı'
    • 24 Mart 2026 Z kuşağı ve sosyal beceriler
    • 17 Mart 2026 Çocuklarınızı seviyorsanız ekrandan koruyunuz
    • 10 Mart 2026 İşin ucunda insan ve memnun müşteri var




    BİZE ULAŞIN: info@resulkurt.com
    TWİTTER/resulkurt34

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    8,513 µs