En Sıcak Konular

Uğur Tandoğan
Ekonomim.com

Uğur Tandoğan
29 Eylül 2026

Dopamin siteleri ile nefsini köreltmek



Bir haber

İki Hintli genç Hindistan’da bir yemek sitesi açmışlar. Sitede 22 ülkenin mutfağından 319 çeşit yemek var. Bu ülkeler arasında Türkiye de var. Türk mutfağına girdim. Bakın neler var: Adana kebap, İskender kebap, mantı, karnıyarık, testi kebabı, menemen, lahmacun, içli köfte, pide. Adana kebabını promosyon olarak koymuşlar, bedava. Diğer yemekler de, bizim Meclis Lokantası kadar olmasa da, ucuz. Örneğin, karnıyarık 250 lira, İskender 350 lira.

Yemekleri seçtim. İki lahmacun ve iki içli köfte istedim. 788 lira tuttu. Site, siparişim hakkında bilgi de verdi. İlk mesaj: Siparişiniz gerçekleşti. İkinci mesaj: Mutfak siparişinizi hazırlıyor. Üçüncü mesaj: Kurye siparişinizi aldı. Son mesaj: Nerdeyse kapınızda. Son mesajdan hemen sonra bilgisayardan telefon sesi geldi. Ekrandaki telefon düğmesine dokununca kuryenin sesini duydum:  “Ben, kuryeniz. Siparişiniz bende. Binanızın dışındayım. Fakat kapınızı bulamıyorum; ne caddenizi, ne de şehrinizi. Çünkü hiç bir yiyecek de yoktu. Özür dilerim. Hiç bir şey de ödemediniz. Gerçekte siz kazandınız“

Gerçekten de gelen yiyecek falan yoktu. Bu sitede her şey sahte idi. Ama Hintli çocuklar baştan söylemişti. Sitenin adı bile manidardı: “Yiyecek Asla Gelmez“ (Food never comes). Şöyle bir sloganları da vardı: “Yiyecek siparişini ver, hesabı ödeme“ (Order the food. Skip the bill). Ben BBC haberindeki bu siteye(https://foodnevercomes.com/#menu) girdim. “Siz merak etmiş girmişsiniz, başka kim girecek ki“ demeyin. Siteyi 2,7 milyon kişi ziyaret etmiş.

Söz konusu haber, BBC sitesinde “Hintliler ödeme yapmadan alışveriş yapmanın heyecanını keşfediyorlar“ diye yayımlandı. (https://www.bbc.com/news/articles/cwn741v5rdpxo)

Kovalamak yakalamaktan zevkli mi?

Hintli gençler böyle bir siteyi kurarken ilhamı birinin annesinden almışlar. Genç şöyle demiş: “Annem alışveriş sitelerine girer. Sepetini doldurur. Ama sonra alırım deyip bırakır“. Görünen o ki, annesi sepeti doldurduktan sonra alışveriş dürtüsünü kaybedermiş. Öte yandan, kendi yaşamlarından da esinlenmişler. Çalışırken yemek siparişi verirlermiş, ama gerçekten karınları acıktığı için değil, can sıkıntısından. Asıl hoşlarına giden, yemeği ısmarlama ritüeli imiş.

Bütün bunların bir bilimsel açıklaması da var. Örneğin, University Michigan’dan sinir bilimci(Neuroscience) Profesör Kent Berridge “İsteme“ (wanting) ve “Hoşlanma“ (liking) üstüne bir teori geliştirmiş. Dopamin (Dopamine) denen beyin hormonu bir şeyi istememizi sağlıyor. Hoşlanma da o peşinde olduğumuz şeyi elde ettiğimizde aldığımız zevk. Ve denilen o ki, bir şeyi kovalarken alacağımız zevk, onu elde ettiğiniz zaman alacağınız zevkten daha fazla olabiliyor.

Sinir bilimdeki bulguların ışığı altında sistemin çalışması şöyle anlatılabilir:Bu sahte sitelerden sipariş vermek dopamin salgısını yaratıyor, bu da çok yoğun yiyecek istemeyi tetikliyor. Sonunda yiyecek gelmiyor ama bir şekilde hevesinizi almış oluyorsunuz. Ve yemek ısmarlamaktan vazgeçip işinizin başına dönüyorsunuz.

Hintli gençlerin kurduğu bu tip sitelere “Dopamin sitesi“(Dopamine site) deniyor. Bunun ilk yaratıcıları, Güney Koreli imiş. Yalnız yiyecek değil, her tür eşyadan seyahat sitelerine kadar dopamin siteleri kurulmaya devam ediyormuş Sinir bilim çalışmalarına göre bunlar “plasebo etkisi“ yaratıyormuş.

Sanki Yedim Camii

Yukarda aktardığım BBC haberini okuyunca aklıma “Sanki Yedim Camii” geldi. Onu da anlatayım.

Gönül bu, ferman dinlemez. Osmanlı zamanında da orta halli bir esnafın, Keçeci Hayreddin’in gönlü de ferman dinlememiş. Sultanların yaptırdığı Selatin Camileri gibi bir cami yaptırmak istemiş.Ama sultanlara açık olan devletin hazineleri ona açık değilmiş. Hazırda parası da yokmuş. Bunun için para biriktirir, camiyi yaptırırım demiş. Nasıl biriktirmiş? Ne zaman canı bir şey yemek istese, almayıp, “sanki yedim“ diyerek parasını bir yere koymuş. Örneğin, yemek yemek için lokantaya gider, bir şey yemeden çıkarmış. Yemeğe vereceği parayı bir cebinden cami vakfının veznesi haline gelen öbür cebine aktarırmış. Ve 20 yılsonunda biriktirdiği para ile İstanbul’da Fatih ilçesi, Zeyrek mahallesinde bir cami yaptırmış. Dedik ya, bu esnaf orta halli bir esnafmış. Bu yüzden cami de öyle sultanların yaptırdığı camiler gibi 4 ya da 6 minareli olmamış. Tek minareli, 100 metrekarelik bir cami olmuş. Buna halk da “Sanki Yedim Camii“ adını vermiş. Cami, Birinci Dünya Savaşı sırasında Unkapanı yangınında hasar görmüş. Metruk olarak kalmış, sonra yine mahalledeki esnafların katkısı ile onarılarak yeniden hizmete girmiş.

Keçeci Hayreddin sanki 17. yüzyılda bugün sinir bilimcilerin söylediklerini uygulamış. O zaman böyle siteler yokmuş. Onun yerine lokantanın kendisini kullanarak nefsini köreltirmiş. Rahmetli babam “Sanki Yedim Camii“ konusunu zamanının, 50’li yılların siyasilerini eleştirirken çok kullanırdı. Ve “Keçeci Hayreddin Efendi yememiş, biriktirmiş ve camiyi yapmış, Bunlar Keçeci Hayreddin’i oynuyorlar ama biriktirmiyorlar, yiyorlar. Camiyi de bizim paralardan yapıyorlar” derdi.

Bir yorum

Bilim insanları, dopamin sitelerinin etkisinin kişilere bağlı olarak değişiklik gösterebileceğini ifade ediyorlar. Örneğin, bazıları için plasebo etkisi yaratan, nefsi köreltmeye yarayan araç olarak çalışabilir. Öte yandan bazıları için de etkisi “Eşeğin gönlüne karpuz kabuğu düşürmek“ gibi olabilir. Örneğin karnı acıkınca sandviç ısmarlayacak biri, dopamin sitesine girince gördüğü suşinin peşine düşebilir.

Dopamin siteleri başka amaçlara da hizmet edebilir mi? Örneğin, bu dopamin siteleri, sizin linkinizi elde etmek isteyen alışveriş siteleri için bir yem olarak kullanılabilir mi?

Acaba iktidarlar, muhalefet partileri heveslerini alsın diye dopamin siteleri oluşturabilir mi? Örneğin, şöyle bir animasyon düşünün. Açılışta bir seçim yapıyorsunuz: Muhalefet mi iktidar mı? İktidarı seçtiyseniz, oyun kesintisiz devam ediyor. Muhalefeti seçiyorsunuz. Oyun ilerliyor, seçim vaadlerinizi sıralıyorsunuz. Derken seçim yapılıyor, kazanıyorsunuz. Koltuğa oturuyorsunuz, popüleritiniz artıyor; koltuğa oturmanın zevkini yaşıyorsunuz. Derken ekran kararıyor, bir bakıyorsunuz koltukta başka birisi var. Bir yazı çıkıyor: “Oturacağınızı mı sandınız?” Sitenin adına bakıyorsunuz: Kazansanız da size bırakmayacağız.

İşin şaka tarafı bir yana. Dünya öyle bir yöne gidiyor ki, bu gelir dağılımı adaletsizliği ile toplumların büyük kesimleri dopamin siteleri ile doyuma ermeye çalışacak gibi…



Bu yazı 126 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 6 Ekim 2026 İnsansı robotlar ve robotsu insanlar
    • 29 Eylül 2026 Dopamin siteleri ile nefsini köreltmek
    • 25 Eylül 2026 Not enflasyonu sorunu
    • 15 Eylül 2026 Değişen dünyada kitaplar
    • 1 Eylül 2026 Üç başarı ve bir başarısız ödüllendirme
    • 18 Ağustos 2026 Hamam böcekleri ve istifa kurumu
    • 21 Temmuz 2026 Siz hangi camları silmiyorsunuz?
    • 16 Temmuz 2026 Kul hakkı oburları
    • 7 Temmuz 2026 NATO zirvesinin düşündürdükleri
    • 30 Haziran 2026 Liyakate dayanmayan atamalar ile bir ülke küme düşer
    • 23 Haziran 2026 Kritik pencereyi kaçırıyoruz
    • 16 Haziran 2026 İstanbul sahnesindeki bir oyundan alıntılar
    • 9 Haziran 2026 Kurum gibi kurum olmak
    • 2 Haziran 2026 Yapay zek? işinizi elinizden alacak mı?
    • 26 Mayıs 2026 Ortaya karışık
    • 19 Mayıs 2026 Gülü seven, dikenini de sevmeyi öğrenmeli
    • 12 Mayıs 2026 Dijital beceriler ve eğitim
    • 5 Mayıs 2026 Herkes değişik şey görür
    • 28 Nisan 2026 'Şimdi veya hiçbir zaman'
    • 21 Nisan 2026 Akvaryumdan balık çorbasına




    BİZE ULAŞIN: info@resulkurt.com
    TWİTTER/resulkurt34

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.