En Sıcak Konular

Hasan Erarslan
www.superhaber.tv Hasan Erarslan
Hasan Erarslan
2 Temmuz 2019

Limited şirketlere son darbe Danıştay'dan!



Limited şirketlere son darbe Danıştay'dan!

Bilindiği üzere yeni bir şirket kuruluşuna karar verildiğinde ilk akla limited şirket gelirdi.

Çünkü Anonim Şirket kuruluşu daha çok teferruatlı ve maliyetli idi.

14.02.2011 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan ve birçok hükmü ile 1 Temmuz 2012’de yürürlüğe giren 6102 sayılı Yeni Türk Ticaret Kanunu ile Anonim Şirket kuruluşu limited şirketten daha avantajlı hale gelmiştir.

Bir büyük avantajı da yargı sağlamıştır. Zira, Danıştay, limited şirketleri adeta bitiren bir karar verdi.

Öncelikle mevcut durumda anonim ve limited şirket arasındaki bazı farklara göz atalım.

ANONİM ŞİRKET LİMİTED ŞİRKET BAZI FARKLARI

Hissedar Sayısı/ Ortak Sayısı

6102 sayılı Yeni Türk Ticaret Kanunu ile en radikal değişiklik gerek A.Ş. gerekse Ltd.Ş. kuruluşunda sadece “1”(Bir) ortak yeterli hale gelmiştir. Eskiden A.Ş. için en az 5, Ltd.Ş. için ise 2 ortak zorunluluğu vardı.

Limited şirketlerde ortak sayısı en az 1, en fazla 50 dir. Anonim şirketlerde ortak sayısı en az 1, en fazla 500 hissedar olabilir. 500 üzeri ise Halka açık olması mümkün olabilmektedir.

Sermaye Tutarı ve Blokaj

Limited şirketlerde asgari sermaye 10.000 TL, Anonim şirketlerde ise asgari sermaye 50.000 TL dir.

Limited şirketlerde tescilden önce bankaya para yatırılması, bloke edilmesi zorunluluğu bulunmamaktadır. Anonim şirketlerde ise en az 12.500 TL bloke edilmesi gerekmektedir.

Sermayenin Tamamlanması

Limited şirketlerde Şirketin tescilinden 24 ay içinde en az 10.000 TL şirkete konulması gerekmektedir. Anonim Şirketlerde ise tescilden sonra en geç 24 ay içinde en az (50.000–12.500 =) 37.500 TL daha şirkete konulması ve sermayenin tamamlanması gerekmektedir.

Hisse Devri ve Satışı

Limited şirketlerde hisse devri için noter, sonrasında da ticaret sicile kayıt zorunluluğu olduğu için bir maliyet söz konusudur.

Anonim şirketlerde yönetim kurulu karar defterine yazıp, sonrada ortaklar defterine kayıt yeterli.

Gerçek kişilere ait anonim şirket hissesi, iki yıl geçtikten sonra “pay senedi devri” şeklinde yapılırsa, elde edilen kazanç, tutarı ne olursa olsun vergilendirilmez (GVK. Mük. Md. 80/1). Limited şirketlerde ise, pay senedi devri söz konusu olmadığından, pay devri 10 yıl sonra da yapılsa, “değer artışı kazancı” olarak gelir vergisine tabi (GVK Mük. Md. 80/4).

Anonim şirketi kurunca, hisse senedi bastırmanız ya da geçici ilmühaber düzenlenmesi gerekir.

Avukat ile Çalışma Zorunluluğu

Limited için zorunlu değil, ama anonim şirketlerde sermayenin 250.000 TL ve üzeri olması halinde avukat ile çalışma zorunluluğu bulunmaktadır.

Halka Açılma

Limited şirket halka açılamaz, anonim şirket halka açılabilir.

Anonim ve Limited Şirketlerde Borçtan Sorumluluğu

İşte yazı başlığımızdaki adeta darbe niteliğindeki en önemli fark Danıştay’dan geldi.

Şöyle ki;
Anonim şirketlerin yönetim kurulu üyesi olmayan ortaklarının kamu borçlarından dolayı sorumluluğu yoktur.

Limited şirketlerde ise her ortak hissesi oranında sorumludur.

Limited şirket ortaklarından en az birinin, “müdür” olması gerekiyor. Bu da müdürün şirketin vergi ve sigorta primi borçlarından, bütün malvarlığı ile sorumlu olması anlamına geliyor.

Anonim şirketlerde ortaklardan en az birinin “müdür” ya da “yönetim kurulu üyesi” olması gibi bir zorunluluk yok.

Limited şirketlerde kamu alacağı için önce müdüre yani kanuni temsilciye gidilir sonra ortaklara hisseleri oranında gidilirdi.

Ancak mükellefler ile maliye idaresi arasında farklı uygulamalar yaşanmakta idi.

Bu duruma son noktayı 20.06.2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 2013/1 Esas No. ve 2018/1 No.lu Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu Kararı ile Danıştay koydu.

Yani müdüre gitmeden direkt ortaklara da borç için gidilebilir.

İŞTE İÇTİHAT KARARI

Tüzel kişilerde, vergi borçları nedeniyle doğan sorumluluk tüzel kişiliğe ait olduğundan, limited şirketin vergi borçları için önce limited şirket tüzel kişiliği takip edilmekte, vergi alacağının şirket malvarlığından tahsil edilememesi veya tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması halinde kanuni temsilci veya ortak takibata tabi tutulmaktadır. Buna göre kanuni temsilcinin ve ortağın sorumluluğu, ikinci dereceden bir sorumluluktur. Vergi alacağı için şirket tüzel kişiliği aleyhine hiçbir takibat yapılmaksızın doğrudan doğruya kanuni temsilcilere veya ortağa başvurmak mümkün değildir.

Dolayısıyla vergi alacağının limited şirket kanuni temsilcileri veya ortaklarından tahsil edilebilmesi için, limited şirket hakkında Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un öngördüğü tüm cebri takip yollarının uygulanması, tahsil edilememesi veya edilemeyeceğinin anlaşılması gerekmektedir.

Vergi Usul Kanunu ile Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'da, vergi borcunun tahsili için önce kanuni temsilciye mi yoksa ortağa mı gidileceği düzenlenmemiş ise de, 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesi ile ortakların sorumluluğu hakkında hüküm getirilmesi, kanuni temsilciye gidilmeden de ortağa gidilebilmesini sağlamak amacını taşıdığı gibi kamu alacağını korumaya ve hızlı bir şekilde tahsilini sağlamaya yöneliktir.

Söz konusu 35. maddede ortak için öngörülen doğrudan doğruya sorumluluğun vergi alacağı için olduğu kabul edilmiştir.

Limited şirket tüzel kişiliğinden tahsil edilemeyen veya edilemeyeceği anlaşılan vergi borcunun takip ve tahsiline ilişkin olarak 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nda ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'da, kanuni temsilci ile ortak arasında bir öncelik sıralaması bulunmadığından, limited şirketin vergi borcunun tahsilinde ortağın takibine başlanabilmesi için kanuni temsilcinin takibinin gerekli olmadığına karar verilmiştir.

Bu karar hem yargıyı hem de idareyi bağlayıcı nitelik taşır. Yani bundan sonraki benzer konuların tamamında bu İçtihatı Birleştirme Kurulu Kararı dikkate alınarak, Vergi Mahkemeleri ve Danıştay tarafından karar verilmek zorunda olduğu gibi Vergi İdaresi de uygulamalarını bu doğrultuda yapmak zorundadır.

Limited şirketin tüzel kişiliğinden tahsil edilemeyen vergi borcunun takibinde; öncelikle vergi borcunun ödenmemesinde asıl kusurlu olan kanuni temsilcinin mal varlığına gidilmesi, kanuni temsilcinin mal varlığından tahsil edilemeyen vergi borcunun takibi için, diğer ortaklar nezdinde takibe başlanması “hukuki belirlilik” ilkesine uygun ve adaletli olurdu.

Bu tamamen hazine lehine verilmiş karardır, ancak yasama organı tarafından yapılacak düzenleme ile daha adaletli işlem tesis edilebilir. Aksi takdirde şirketleşmenin veya kurumsallaşmanın önünde duran, hukuki belirlilik ilkesine aykırı karar ile karşı karşıyayız.

ÇÖZÜM A.Ş.’NE DÖNÜŞMEK

Özetle tüm belirtilen hususlar dikkate alındığında yeni kurulacak şirketlerde, anonim şirketin tercih edilmesinde mevcut limited şirketlerin de anonime dönüştürülmesinde yarar vardır.

HAS SÖZ

Her iki tarafı da dinlemeden karar veren,
kararı doğru olsa dahi, doğru hareket etmiş olmaz
(Seneca)


Bu yazı 66 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 2 Temmuz 2019 Limited şirketlere son darbe Danıştay'dan!
    • 2 Haziran 2019 Tecil faizi ve yapılandırma faizi gider yazılabilmelidir!
    • 8 Mayıs 2019 2019 Emlak Vergisini kimler ödeyecek, ödemeyecek?
    • 11 Nisan 2019 Kıdem tazminatı fonu ile BES entegre olacak
    • 29 Mart 2019 İkinci el binek otomobil ticaretinde KDV indirimi uygulaması başladı
    • 1 Mart 2019 Kira gelirlerinin beyanında yeni hususlar
    • 17 Şubat 2019 Geç gelen fatura KDVsi indirilebilecek, ancak fatura tutarı ne olacak!
    • 5 Ocak 2019 İndirimli KDV, ÖTV ve tapu harcı süreleri uzatıldı
    • 2 Aralık 2018 Maliye: Kur farkı KDV'ye tabidir!
    • 6 Ekim 2018 Dövizli sözleşmelerin TL'ye çevrilmesinin kapsamı belli oldu!
    • 29 Eylül 2018 İhracat bedellerinin yurda getirilme zorunluluğu
    • 12 Temmuz 2018 Stok affı ve işletme kayıtlarının düzeltilmesi
    • 24 Haziran 2018 Maliyeden inceleme yapmama fırsatı!
    • 8 Haziran 2018 Kamu alacağını 3 yılda taksitle ödeme fırsatı başladı
    • 6 Eylül 2016 Hangi borçlar vergi affı kapsamında, borçlar nasıl yapılandırılacak?
    • 21 Ağustos 2016 Stok affı ve işletme kayıtlarının düzeltilmesine ilişkin kaçırılmayacak avantajlar
    • 8 Ağustos 2016 Bu fırsat kaçmaz! Vergi incelemesi yok
    • 25 Temmuz 2016 Maliye darbeye 'Dur' dedi: Vergi affı

    BİZE ULAŞIN: info@resulkurt.com
    TWİTTER/resulkurt34




    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    1,606,461 µs