En Sıcak Konular

Bumin Doğrusöz
www.bumindogrusoz.com

Bumin Doğrusöz
28 Ocak 2020

Vergi kabahatleri de aksamaya devam ediyor



Vergi kabahatleri de aksamaya devam ediyor 

Bundan bir önceki 21 Ocak günlü “Vergi Ceza Sistemi Aksamaya Devam Ediyor” başlıklı yazımda, Vergi Usul Kanunu’nun hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren fiilleri ve yaptırımını düzenleyen maddesinin aksaklıklarını yazmış, maddenin yeniden düzenlenmesi gerektiğine işaret etmiş ve bir sonraki yazımda da idari para cezasını düzenleyen maddenin uygulamasındaki sorunlara işaret edeceğimi yazmıştım. Ancak değerli konutlar vergisi ile ilgili hemen yazmam gereken bir önemli yorum değişikliği söz konusu olunca vergi ziyaı cezası konusunu yazamamıştım. İşte bu yazımda, vergi ziayı cezası olarak adlandırılan vergi kabahatini konuya ilişkin iki kararla irdelemek istiyorum.

Yazımıza bir karar ile başlayalım. Aşağıda sonucunu aktaracağım Danıştay 3. Dairesi’nin E.2016/3455 K.3851 sayı ve 25.5.2016 günlü kararı bence ilginç ve üzerinde tartışılması gereken bir karardır. Kararı aşağıda aktarıyorum.

“Verginin zamanında tahakkuk ettirilmemesi veya haksız yere geri verilmesine sebebiyet verilmesinin vergi ziayı cezasının kesilmesini gerektirdiği, vergi ziayı cezasının ziyaa uğratılan verginin kaç katına göre hesaplanacağının ise 341 ve 359. maddelerdeki eylemin niteliğine göre tayin edildiği Vergi Usul Kanunu’nda, vergi ziyaı cezası kesilmesini mükellef veya sorumlusunun kasıt veya kusuruna bağlayan bir düzenleme bulunmadığından, vergi mahkemesince davacının suç kastı ve fiili olmadığı gerekçesiyle vergi ziayı cezasının kaldırılmasına ilişkin hüküm fıkrasında hukuka uyarlık görülmemiştir.”

Dikkat edilirse Danıştay Yerel Mahkeme’nin kararını, mükellefin kusurlu olup olmadığını irdeleyerek ve mükellefi kusurlu gördüğünden dolayı cezayı kaldıran kısmı itibariyle bozmuyor, “Kanunda hüküm olmadığından kusuru olmayana verilen cezayı da onamak durumundasın” diyerek bozuyor.

Bu arada genel kanun niteliğindeki Kabahatler Kanunu’nun kabahat deyiminden “idari yaptırım uygulanan fillerin” anlaşılması gerektiğini söyleyen 2. maddesi, “bu kanunun genel hükümlerinin idari para cezası yaptırımını gerektiren bütün fillere uygulanacağını” söyleyen 3. maddesi, genel hükümler içerisinde yer alan ve “kabahatlerin kasten veya taksirle işlenebileceğini” söyleyen 9. maddesi karşısında bu kararı anlamlandırmak güçtür.

Vazgeçtim Kabahatler Kanunu’ndan, ceza veya yaptırım kavramları, zaten içeriğinde kast veya kusur kavramlarını taşır. Kusursuz kişiye ceza verilebilir mi? Bir hukukçu olarak böyle bir soruya evet demem mümkün değildir. Dolayısıyla böyle bir sonuca veya yoruma cevap veren kanun düzenlemesini de hukuka uygun kabul etmek mümkün değildir. Bu nedenle maddenin, kusuru dereceleri ile birlikte dikkate alan ve kasten vergi kaçırmayı farklı gören bir şekle dönüştürülmesi zorunludur. Fatura kesmeyerek kayıt dışında kalan, kazancını bilinçli olarak gizleyen, off shore’daki faizini beyan etmeyen mükellefle, nitelendirmesi yoruma mütehammil bir demirbaşın amortisman oranını yanlış uygulayan mükellefe aynı cezanın uygulanması, başlı başına bir adaletsizlik kaynağıdır.

Öte yandan bir başka konuda da, sahte veya yanıltıcı belgeyi bilmeden kullananlara kesilen bir kat vergi ziyaı konusundadır. Bu konuda 306 sayılı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği aleyhine açılan davayı reddeden Danıştay 4. Dairesi’nin E.2014/8785 K.2017/5719 sayı ve 22.6.2017 günlü Kararı, Danıştay Vergi Dava Dairleri Kurulu’nun E.2017/610 K.2017/559 sayı ve 22.11.2017 günlü kararı aşağıdaki gerekçe ile bozmuştur. (Bu konuyu daha önce 24.4.2018 günlü yazımda ayrıntılı olarak aktarmıştım)

“Kasıtlı olarak sahte fatura kullanma fiilinin varlığı somut delillerle ispatlanamıyorsa vergi ziyaı cezası kesilemeyeceği, aksi yöndeki uygulamanın kaynağının kanun değil dava konusu tebliğ olduğu, davalı idarece de kabul edildiği üzere kusursuz oldukları için kendilerine hiç ceza kesilmemesi gerekirken haksız yere bir kat ceza kesildiği iddialarıyla açılan davada kısaca kendisi adına hiç ceza kesilmemesi gerektiğini savunan davacının söz konusu düzenlemenin iptali istemiyle dava açmakta menfaat ilgisi bulunduğu açık olup, düzenleyici işlemin ve bu durumda bu işleme bağlı olarak tesis edilen uygulama işleminin hukuka uygunluğu incelenerek karar verilmek üzere, Daire kararının bozulması gerekmiştir.”

Bu durumda, bozma kararı ile bağlı olan Danıştay 4. Dairesi, bilmeden kullanma halinin cezayı gerektirip gerektirmeyeceğine dair bir karar oluşturması gerekmektedir. Ancak 2,5 sene geçmesine rağmen 4. Daire bu konuda bir karar vermemiştir (vermişse de Danıştay Kararlarına ulaşmak mümkün olmadığından bizim haberimiz yoktur). Daire eğer Genel Tebliği iptalini öngörecekse (ki Genel kurul Kararının uygulanması bunu gerektirmektedir), karar geciktikçe mükelleflere hukuka aykırı cezalar uygulanmaktadır.

Vergi Usul Kanunu’nun 344 ve 359. maddelerinin, vergi ziyaının oluşum unsurunu ve kusur hallerini de dikkate alarak artık yeniden düzenlenmesi, vergi ceza sisteminin adilleştirilmesi açısından zorunludur.


Bu yazı 96 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 25 Şubat 2020 Değerli Konutlar Vergisinde istisna ve muafiyetler
    • 20 Şubat 2020 Basit usulde vergilendirilenler için beyan dönemi
    • 18 Şubat 2020 TKGM davalarından acaba feragat edilmeli midir?
    • 13 Şubat 2020 Yeni Değerli Konutlar Vergisi
    • 11 Şubat 2020 Değer tespiti davalarında görev ve yetki sorunu
    • 10 Şubat 2020 Üzüm mü yiyeceğiz, bağcıyı mı döveceğiz?
    • 6 Şubat 2020 DKV ve verginin yasallığı ilkesi
    • 4 Şubat 2020 DKVnin yarattığı vergi bilmecesi
    • 30 Ocak 2020 Şubat ayı ve diğer ücretliler
    • 28 Ocak 2020 Vergi kabahatleri de aksamaya devam ediyor
    • 16 Ocak 2020 Vergi idaresinin teminat istemi
    • 9 Ocak 2020 Nakit sermaye artırımlarında 2019 yılı indirim oranı
    • 7 Ocak 2020 Eğitim ve sağlık harcama belgeleri
    • 2 Ocak 2020 Vergi yargısında 2020nin parasal değerleri
    • 31 Aralık 2019 Veraset Vergisinde 2020 istisnaları ve tarife
    • 26 Aralık 2019 Değerli Konutlar Vergisinde itirazlar yine de yapılmalı
    • 24 Aralık 2019 Değerli Konut Vergisinde itiraz ve olası davalar
    • 19 Aralık 2019 Değerli Konutlar Vergisinde mükellefiyet ve değere itiraz
    • 17 Aralık 2019 Değerli konutların vergisi
    • 5 Aralık 2019 Yeni vergiler şimdi ne olacak?
    BİZE ULAŞIN: info@resulkurt.com
    TWİTTER/resulkurt34




    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    13,333 µs