En Sıcak Konular

Uğur Tandoğan
Dünya

Uğur Tandoğan
6 Şubat 2020

Yozlaşan kurumlar tehlikesi



Yozlaşan kurumlar tehlikesi
Kurum nedir?

Kurum sözcüğüne günlük yaşamımızda değişik ortamlarda rastlarız. Bunların bir kısmı kavramsal olarak soyut biçimde karşımıza çıkar; örneğin aile kurumu, din kurumu, dil kurumu, hukuk kurumu, adalet kurumu gibi. Bir kısmını da ete kemiğe bürünmüş, somut organizasyonlar olarak görürüz; örneğin eğitim kurumları, sağlık kurumları, hayır kurumları, vakıf kurumları, devlet kurumları gibi. En somut olanı da “Kurumlar vergisi” olarak karşımıza çıkanıdır (!). Bu kurumları değişik biçimlerde sınıflamak mümkündür. Örneğin, kâr amacı güden ticari kurumlar ve kâr amacı gütmeyen kurumlar. Öte yandan, her ticari işletmeyi de kurum olarak nitelendirmeyiz. Ticari işletmelerde kurumlaşma diye de bir süreçten söz ederiz.

Peki bu kadar geniş bir yelpazeye sahip olan kurum kavramı içindeki ortak payda nedir? Kurumların belli bir düzeni vardır; istikrarlıdır. Çünkü kurumların yasaları, ilkeleri vardır. Yasalar ve ilkeler, bir değerler sistemi üstüne kurulmuştur. Bu nedenle, davranışlar gelişi güzel değildir. Her seferinde davranışlar tutarlıdır, tepkiler keyfi değildir. Kurumların güvenirliği buradan gelir.

Kurumlar neden önemlidir?

Kurumlar uygar toplumların taşıyıcı kolonlarıdır; toplumları taşırlar. Kurumlar toplumların omurgalarıdır; toplumları dik tutarlar. Kurumlar, toplumların yaşayan tarihidir; toplumların DNA’lerini taşırlar. Kurumlar, azgın denizlerde toplumu dengede tutan sağlam çapalardır.
Her kurumun belli bir amacı vardır. Örneğin, adalet kurumları ülkede insanların belli bir dirlik düzenlik içinde yaşamasını sağlar. Çünkü adalet mülkün temelidir. Hayır kurumları toplum içindeki yardımlaşma işini organize hale getirir; küçük kişisel yardımların bir potada toplanarak hayır çarklarının dönmesini sağlar.

Kurumlar ve güven

Kurumların sürdürülebilirliğini sağlayan dayandıkları ilkeler, değerler ve bunlara ne kadar bağlı davrandıklarıdır. Bu istikrarlı davranışlar ilişkide oldukları çevrede güven oluşturur. Kurumları ayakta tutan işte bu güven duygusudur. Kurumlar, güven adacıklarıdır. Güven, uzun dönemli bir duygusal yatırımın sonucudur, yavaş yavaş oluşur. Tıpkı bir kaba damlayan su damlaları gibi. Ancak tam güvenin duyulması için güven kabının dolması gerekir. Öte yandan yapılan yanlış bir hareket güveni sıfırlar. Tıpkı sözü edilen kaptaki bir delik gibi.

Kurumlar ve sorunlar

Bir ülkede her zaman sorunlar olabilir, ama sağlam kurumlar varsa bu sorunlar bir şekilde aşılabilir. Örneğin, enflasyon, işsizlik, borçlar gibi ekonomik sorunlar olabilir. Ama bankacılık sistemi dahil sağlam ekonomik kurumlar varsa bu sorunlar bir şekilde çözülebilir. Ya da, siyasal istikrarsızlık gibi sorun olabilir. Ama demokrasi kurumu sağlamsa, bu istikrarsızlık sorunu da rahatça çözülür. Çünkü ülkedeki sağlam kurumlar, geminin batmasına izin vermez, güvenli limanlara ulaşmasını sağlar. Bir ülkedeki en büyük sorun, kurumların yozlaşmasıdır.

Kurum ve yönetici

Bir yönetici bir kurumu daha da yüceltip parlatabilir, ya da soba kurumu gibi karartabilir. Kurumların yozlaşması en tepedeki yöneticisinden başlayarak olur. Eğer kurumun tepesindeki kişi o koltuğu dolduracak yetkinliğe sahip değilse, etik değerlerden yoksunsa, kendi altındaki kadrolara da kendisine benzeyen kişileri getirir ve hep birlikte kurumu çürütmeye başlarlar. Bunun sonucunda kurumu kurum yapan güven ortadan kalkar. Artık o kurum, sadece tabelasında “kurum” yazan bir enkaz olur. Güven kaybolunca, o kurumu tekrar eski saygınlığına kavuşturmak o kadar kolay bir iş değildir.

Sonuç

Bugün ülkemizin ciddi sorunları var, ama hepsini aşabiliriz. Yeter ki kurumlar sağlam dursun ve amaçları doğrultusunda doğru çalışsın. Ancak en büyük enflasyonu güvende yaşıyoruz; kurumlar güven ve dolayısıyla değer kaybediyor. İşte en büyük sorunumuz ve tehlike burada.


Bu yazı 528 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 20 Şubat 2020 Teknolojinin mahremiyete saldırısı
    • 13 Şubat 2020 Konuşulan ücretler
    • 6 Şubat 2020 Yozlaşan kurumlar tehlikesi
    • 30 Ocak 2020 Dördüncü Sanayi Devriminin gerektirdiği beceriler
    • 2 Ocak 2020 Yeni bir on yıla girerken yerlilik ve millilik
    • 26 Aralık 2019 Tarımda bilim ve teknoloji
    • 19 Aralık 2019 Potemkinler ölmez
    • 12 Aralık 2019 Kimin zamanı daha değerli?
    • 5 Aralık 2019 Kara cumalardan hayır-lı cumalara
    • 28 Kasım 2019 Saygı meselesi
    • 21 Kasım 2019 Zevkli yolculuklar
    • 14 Kasım 2019 Mizahın gücü
    • 31 Ekim 2019 Etik değerlerimiz erirken
    • 24 Ekim 2019 Sülale boyu nepotizm
    • 17 Ekim 2019 Dikiş makineleri ve Halil Usta
    • 10 Ekim 2019 Kendinizle olabileceğiniz bir yeriniz var mı?
    • 3 Ekim 2019 Yasaları hakkıyla uygulamalı
    • 26 Eylül 2019 Şeylerin interneti-IOT
    • 12 Eylül 2019 Müşteriden misafire
    • 5 Eylül 2019 İçi boşalan demokrasiler
    BİZE ULAŞIN: info@resulkurt.com
    TWİTTER/resulkurt34





    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    13,747 µs