En Sıcak Konular

Uğur Tandoğan
Dünya

Uğur Tandoğan
20 Ocak 2022

Hırs ve ötesi (1)



Herkes o travmayı yaşamıştır veya yaşayacaktır. Sağlık görevlisi kolunuzu bir kemerle sıkıp damar ararken siz de yan gözle masaya bakarsınız. Masada, isminizin yazdığı boş tüpleri görürsünüz. “Bunlar herhalde deney tüpleri değil; benden alınacak kanla dolacaklar” diye düşünürsünüz. Damarınızdan kan çıkmadan sanki içinizin bütün kanı çekilir. Bu yüzden çocukluğumdan beri sevmem bu kan aldırma işini.

Elizabeth Anne Holmes da sevmezmiş bu tüpler dolusu kan alma işini. Hatta annesi ve anneannesi, enjektör iğnesini görünce bayılırmış. “Tamam da; kim bu Elizabeth Holmes?” diyebilirsiniz. İşte bu kan tahlili işini tüpler dolusu değil de bir damla kanla yapmak üzere yola çıkmış birisi. Ve bu yolda bir dönem dünyanın en genç milyarderi olarak iş dünyası literatürüne girmiş birisi. Şimdi ise kendisine verilecek hapis cezasını bekliyor evinde. Onun öyküsünü anlatacağım.

Elizabeth Anne Holmes, daha çocukken zengin olmayı kafasına koymuş. Dokuz on yaşlarında iken bir akrabası sormuş: “Büyüyünce ne olmak istiyorsun?”. Küçük kız düşünmeden cevap vermiş : “Milyarder”. Akraba takılmaya devam etmiş “Ama neden bir cumhurbaşkanı değil?”. Küçük kız bilmiş bilmiş “:Cumhurbaşkanı benimle evlenecek. Çünkü benim milyar dolarlarım olacak” demiş.

Bu milyarder  olmak isteyen küçük kızın aslında genlerinde girişimcilik ve zenginlik var. Baba tarafından Macaristan göçmeni Charles Louis Fleischmann’a dayanıyor. Charles,  “Fleischmann’s Yeast” maya üreticisi şirketin kurucusu. Aile, yirminci  yüzyıl başlarında Amerikan’ın en zengin aileleri arasında imiş. Charles’ın kızı Bettie Fleischmann, babasının doktoru Dr. Christian Holmes ile evlenmiş. Dr.Holmes, kayınpederinden gelen siyasi ve iş çevresi yardımı ile Cincinnati General Hospital ve the University of Cincinnati Tıp Fakültesini kurmuş.  Buradan görüyoruz ki, Elizabeth’in genlerinde girişimciliğin yanı sıra bir de tıp damarı var. Anne tarafından da Napolyon’un generallerinden Mareşal Davout’a kadar uzanan bir asker damarı var.

Elizabeth’in ilk çağları Washington D.C. ‘de geçmiş. Baba devlet kurumlarında çalışıyormuş. Çünkü Charles Louis Fleischmann ve Christian Holmes sonrası iki kuşak başarıyı sürdürememiş. Babası Tenneco Şirketi’nde iş bulunca Texas’a göçmüşler. Baba işi dolayısıyla Çin’e çok gidip geldiği için çocuklarının Çince öğrenmesini istemiş. Houston’da yaşarken her cumartesi evlerine bir Çince hocası geliyormuş. Elizabeth, lisede çok başarılı bir öğrenci imiş. Hedefinde Stanford Üniversitesi varmış. Bu okula girmesinde bir ölçüde öğrendiği Çince de yardımcı olmuş. Elizabeth, Stanford Üniversitesi’nin Mandarin programına başvurmuş. Bu Çince programın beş haftası Stanford Kampüsü’nde, dört haftası Çin’de geçiyormuş ve sadece üniversite öğrencileri için imiş. Ancak Elizabeth akıcı Çincesi ile program direktörünü öylesine etkilemiş ki, bir istisna yapıp onu programa kabul etmişler.

Elizabeth, 2002 yılında Stanford Üniversitesi’ne kimya mühendisliği bölümüne kabul edilmiş. Profesör Channing Robertson’dan “Kimya mühendisliğine giriş” dersini almış ve “Kontrollü ilaç salınımı aygıtları” konulu bir seminerine katılmış.  Profesörü etkileyerek onun araştırma laboratuvarına girmeyi başarmış. Burada bir doktora öğrencisine yardımcı olarak yarı zamanlı çalışmaya başlamış. Yazın Singapore’daki Genome Araştırma Enstitüsünde staj yapmış. Bu, Asya’nın SARS salgını ile boğuştuğu bir dönemmiş. Orada hastalardan kan ve sürüntü örneklerinin klasik yoldan enlektör ve pamuklu çubukla alındığına tanık olmuş. Bunu yapmanın daha iyi bir yolu olacağını düşünüp durmuş.

Staj dönüşü Houston’da odasına kapanıp, bilgisayarının başına oturmuş. Beş gün odasından çıkmayarak, günde bir iki saat uyuyarak çalışmış. Annesi yemeklerini tepsi ile odasına getirmiş. Bu çalışma sonunda hem teşhis, hem de tedavi yapacak bir cihaz için patent başvurusu hazırlamış.

Elizabeth, Stanford Kampüs’üne dönünce ilk işi patent başvurusunu Prof. Robertson’a ve laboratuvarda araştırmalarına yardım ettiği doktora öğrencisi Shaunak Roy’a göstermiş. Prof. Robertson bir ifadesinde şöyle demiş: “Elizabeth bilim, mühendislik ve teknolojinin benim o ana kadar düşünmediğim bir biçimde sentezini yapmıştı. Elimden binlerce öğrenci geçti. Böylesine rastlamamıştım. Düşleri peşinde gitsin diye kendisini teşvik ettim”

Elizabeth Holmes, düşünün peşine düşmüş.  Stanford Üniversitesi’nden ikinci sınıfta ayrılarak 2004 yılında kendi şirketini (Real-Time Cures) kurmuş.  İlk çalışanı da Shaunak Roy olmuş. Ona şirketten bir pay da vermiş. Daha sonra da şirketin adını Theranos yapmış. Theranos, İngilizce “Therapy” (Tedavi) ve “Diagnosis” (Teşhis) kelimelerinden türemiş. Theranos, hastalardan tüpler dolusu kan yerine parmaktan alınan bir damla kan ile tahlil yapacak “Edison” denen bir aygıt geliştirmiş. Şirketin 2015 yılındaki değeri 9 milyar ve Elizabeth Anne Holmes’un serveti 4,5 milyar dolar olarak tahmin ediliyormuş. “Forbes Dergisi” onu  “Dünyanın en genç, kendi kendini yaratmış milyarderi” olarak tanıtmış. “Inc. Dergisi” ise onu “Geleceğin Steve Jobs’u” diye tanımlamış. Peki, ne oldu?

Elizabeth Anne Holmes, California’daki bir mahkemede IU.S. District Court in San Jose) yargılanıyordu. Jüri kendisini 11 suçlamanın dördünde dolandırıcılıktan suçlu buldu. Yirmi yıla kadar hapsi bekleniyor.

Yukarda anlattığım biçimde başlayan ve zirveleri görmüş bir kariyer yolculuğu böylesine mi bitecekti? İlginç ve acıklı bir hikâye. Ve de çıkarılacak dersler var.

Neler olduğunu, nasıl olduğunu merak ediyorsanız haftayı beklemek gerekiyor.



Bu yazı 146 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 14 Haziran 2022 Misyonun ruhunu benimsetmek önemlidir
    • 24 Mayıs 2022 Hukukun üstünlüğü meselesi (2)
    • 17 Mayıs 2022 Hukukun üstünlüğü meselesi (1)
    • 13 Mayıs 2022 Ülkelerin mutluluğu
    • 22 Mart 2022 Ayırımcılık ve cam tavanlar
    • 3 Mart 2022 Gelecek faturalar daha ağır olacak
    • 7 Şubat 2022 Hırs ve ötesi (3)
    • 7 Şubat 2022 Hırs ve ötesi (2)
    • 20 Ocak 2022 Hırs ve ötesi (1)
    • 16 Kasım 2021 Zirvedeki bir genç
    • 26 Ekim 2021 Akli denge meselesi ve merak
    • 19 Ekim 2021 Tanzim satışlar çözüm mü?
    • 5 Ekim 2021 Bir reklam yasağı ve kıvırmak
    • 1 Ekim 2021 Trajikomik fiyat kontrolü operasyonları
    • 10 Haziran 2021 Denizleri kim korur?
    • 2 Haziran 2021 Bir zamanlar güvenilir kurumlarımız vardı
    • 20 Mayıs 2021 Yöneticinin başarısı etkinlik ve verimlilikle ölçülür
    • 6 Mayıs 2021 COVID-19dan sonra (2)
    • 29 Nisan 2021 COVID-19dan sonra (1)
    • 23 Nisan 2021 Hiçbir şey yapmayan adam
    BİZE ULAŞIN: info@resulkurt.com
    TWİTTER/resulkurt34




    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    8,908 µs